
Bitkisel Bir Söyleşi / 1. Bölüm
Bitkisel söyleşimizin bu ilk bölümünde kısaca etnobotanikten ve ayrıca benim bitkilerle olan ilişkimden söz ettim. 2. Bölümde görüşmek üzere

Bitkisel söyleşimizin bu ilk bölümünde kısaca etnobotanikten ve ayrıca benim bitkilerle olan ilişkimden söz ettim. 2. Bölümde görüşmek üzere

Bitkisel söyleşimizin bu bölümünde betonlaşmış yapılarda hapis hayatı yaşamaya ne kadar alıştığımızdan ve doğanın güzelliklerinden bahsettim

Söyleşimize devam etmeden önce, bitkilerin dünyasına beraberce yaptığımız bu yolculuk umarım sizin için de keyifli geçiyordur.

Çevreyle ilgili duyarlılığımızı günden güne yitiriyoruz Kaçımız gündemde olan Kaz Dağları'ndaki orman katliamı konusunda tepki gösterdi?

Bitkiler asırlardır sadece insanların karnını doyurmakla kalmayıp hayal güçlerini de besleyen bir esin kaynağı olmuştur.

Şehirler iklim krizine ne kadar hazır?

İnsanoğlunun tarih boyunca doğadan esinlenerek zihninde yarattığı tanrılardan bazıları doğrudan bitkiler ve toprak ile ilgilidir.

Doğadaki tüm bitkilerin çiçeği yoktur, öyleyse neden sadece bazı bitkilerin çiçekleri var da diğerlerinin yok diye düşündüğünüz oldu mu?

Üzerinde dolaştığımız doğa, eğer dikkatle bakarsak bizlere insanlığın yüzbinlerce yıl süren deneme-yanılma öykülerini anlatabilir.

Güneşin ulaşamadığı tüm kuytularda bitkiye benzeyen ama “bitki olmayan” ilginç canlı türünü gelin beraber inceleyelim

Likenlere, mantarlar ile su yosunlarının (algler) “aşkından” türemiş canlılar diyebiliriz.

Sevgili bitki dostları, bu yazımda Avustralya'da ki yangınları ve uzun ömürlü bitki dostlarımızı inceledim. Keyifli okumalar.