Kültür ve Sanat

Koşaradım Tükeniyorsunuz İnsan Kardeşlerim

@zeynepcanik58
24 Tem 2023
3 min read

Şükrü Erbaş’ın da dediği gibi, ilgilerimizin ayaküstü, sevgilerimizin koşaradım olduğu düzende; gittikçe yalnızlaşıyoruz insan kardeşlerim.

-Akış Teorisi-

_“Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan _

_Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına _

_Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim _

Koşaradım”

Anın tadını çıkaramamaktan, mutsuz olmaktan yakınmanın arttığı, her geçen gün odaklanma süresinin azaldığı bu günlerde; çoğumuz kendini tam anlamıyla bir şeylere vermenin özlemini duyuyoruz. Hani bazen meşgul olduğumuz şeye kendimizi öyle kaptırırız ki, zaman mekan farkındalığımız uçar gider ya. Öncesi, sonrası, geçmişi, geleceği her şey bir kenara atılır. Hatta yaptığımız şeyi yapma sebebimiz bile buna dahil. Sadece yapılan iş ve o an vardır. Özfarkındalık kaybolarak, yerini anın dinginliğine teslim eder. Çünkü akışta olmadığımız zamanlardaki gibi, sadece dışsal ödüller için çalışan, hayatın anlamını kaçıran eşekler değilizdir burada. Ödül o anın ta kendisidir. Havuca ulaşmak için koşmayız. Koşmak için koşarız.

_“Ağ yapan bir örümceği izlemeyi,__Bir çocuğa gülümsemeyi,__İyi bir kitaptan birkaç satır okumayı -ve-_Yarışın daima daha çok hız için olmadığını__Anımsat her gün bana.Yavaşlat beni Tanrım!” -Wilfred A. Peterson

Kendini ve çevresini unutacak kadar büyülenmiş sanatçıları görünce, hayran kalmamaktan, imrenmekten kendimizi alamayız, haklı olarak. Bir akarsuyun devinimini izlemekle aynı hissi verir adeta. Hatta bu teorinin ortaya çıkışı da biraz buna dayanır. Çünkü bu teoriyi ortaya atan Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi, kendini işinin içinde kaybeden sanatçılardan etkilenmesinin ardından, mutluluğun ve başarının kaynağını araştırmaya koyulmuş. Ve ortaya akış teorisini böyle çıkarmış. Birçok alanda kullanabileceğimiz, faydasını görebileceğimiz teori; Kişinin yaptığı işe kendisini tamamıyla odaklayarak işini en verimli şekilde ortaya çıkarmasını veya yaptığı şeyleri keyif alarak yapmasını ifade ediyor. Bu bahsettiklerim maalesef ki gün geçtikçe bizlere yabancılaşmaya devam eden kavramlar. Her geçen gün hayatın akışı hız kazanıyor ve bizim onun gerisinde kalmamak için daha hızlı koşmamız gerekiyor. Doğrusu bu da benim aklıma tavşan ve kaplumbağa masalını getiriyor. Her zaman hızlı koşmanın kazanmak anlamına gelmediğini kendimize hatırlatmayı unutmamamız lazım.

Zamanın zincilerini kırmayı başarıp da bu koşaradım dünyada biraz olsun kendimizi anın içerisine bırakmayı becerebilirsek, akışın bizi sarıp sarmalayan huzurunu hissedebiliriz. Şükrü Erbaş’ın da dediği gibi; ilgilerimizin ayaküstü, sevgilerimizin koşaradım olduğu düzende; gittikçe yalnızlaşıyoruz insan kardeşlerim. Ve koşaradım tükeniyoruz. Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerimizde…

_“Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan _

_Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan _

_Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze _

_Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize. _

_Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz _

_Unuttunuz başkalarının acısını duymayı _

_Küçük çıkarların büyük kurnazları _

_Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı _

_Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım _

_Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek _

_Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst _

_Dışa vurmayı duygularınızı _

_Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.” _

-Şükrü Erbaş

ZC

Zeynep Canik

@zeynepcanik58

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.