Kültür ve Sanat

Yarım kalan bir aşk hikâyesi: Sessiz Gemi

@iremyildiz
24 Ara 2024
4 min read

Yahya Kemal ile Nazım Hikmet'in ortak noktası Celile Hanım.

Sessiz Gemi, Yahya Kemal Beyatlı’nın en çok bilinen şiirleri arasında yer almaktadır. Bu şiir, derin bir hikâyeye sahiptir. Şiirin başkahramanı, Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım’dır.

Celile Hanım, İstanbul sosyetesinin adından en çok söz edilen kadınlarından biriydi. Neredeyse herkes onun güzelliğinden konuşurdu. O, paşanın kızıydı. Celile Hanım, 1900 yılında Osmanlı’nın meşhur valilerinden Nazım Paşa’nın oğlu Hikmet Bey ile evlendi. Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Nazım Hikmet ise bu birliktelikten meydana gelmiştir. Celile Hanım ve Hikmet Bey’in evliliği 16 yılın sonunda bitmiştir.

Nazım Hikmet bir söyleşide annesinden şöyle bahseder:

“Annemin gençliğini çok iyi hatırlıyorum. O, âşık olduğum ilk kadındır. Freud’u okumuşsunuzdur. Onun taraftarlarından değilim, birçok konuda onunla anlaşamıyorum ama bazı mülâhazaları doğrudur. Anneme vurulmuştum. O olağanüstü bir güzelliğe sahipti. Bilirsiniz Türkiye’de şöyle bir adet var. Şimdi sadece köylerde kalmış bu adet. Ama önceleri her yerde buna riayet ederlerdi. Annem evlenirken ilk önce onu bir odaya oturtmuşlar. Elbette gelinlik içindeymiş, yüzünde de duvak varmış. Sabahtan misafirler gelip ona bakıyorlarmış. Anam Paris’te eğitim almıştı ama İstanbul’un bütün adetlerine riayet edermiş. İşte bu azaba da katlanıyor, çok farklı, yabancı insanların gelip ona bakmalarına tahammül ediyormuş. Onu görenler güzelliğine hayran oluyorlarmış. Hatta bazıları duvağını kaldırıp bakıyormuş. Bir insanın bu kadar güzel olabileceğine inanmıyorlarmış. Mavi gözleri vardı annemin, teni de öyle olağanüstüydü ki insanlar elleriyle yanaklarına dokunurlarmış. Canlı bir insan değil, gelin gibi süslenmiş bir kukla zannederlermiş. Şehirde şöyle bir şayia da geziyormuş ki, güya babam süslenmiş bir kuklayla evlenmiş.”

Celile Hanım, Yahya Kemal ile Yakup Kadri Bey aracılığıyla tanışmıştır. Yahya Kemal, hem Heybeliada Bahriye Mektebinde, hem de Darülfünun’ da edebiyat dersleri vermekteydi. Nazım Hikmet, Heybeliada’da eğitim görmekteydi. Burada Yahya Kemal’den edebiyat dersleri alıyordu. Hafta sonları ise annesi Celile Hanım’ın yanına gidiyordu. Celile Hanım, Yahya Kemal’e oğluna özel şiir dersleri vermesi için bir not gönderir. Bu teklif üzerine Yahya Kemal, Nazım’ın özel şiir hocası olarak evlerine gitmeye başlamıştır.

Yahya Kemal, Nazım Hikmet’e verdiği derslerden arta kalan zamanlarda Celile Hanım ile sohbet edip yakınlaşmıştır. Celile Hanım ile Yahya Kemal arasında gizli ve tutkulu bir aşk başlamıştır. Bu gizli yakınlık bir süre sonra Nazım’ın gittiği mektepte duyulur. Bu durumdan haberi olan Nazım ise Yahya Kemal’in cebine şöyle bir not bırakır:

“Muallimim olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremeyeceksiniz.!’’

Bu olaylardan sonra Nazım bir süre eve gitmedi. Celile Hanım hakkında, kocasından Yahya Kemal için boşandığı dedikoduları çıktı. Ortalık gitgide daha da karışmaya başlıyordu. Celile Hanım ise Yahya Kemal’den evlilik teklifi bekliyordu ancak bu olaylardan sonra Yahya Kemal uzaklaşmaya başlamıştı. O, Celile Hanım’ı çok seviyor, çok kıskanıyor ancak onunla evlenmek istemiyordu. Bu büyük aşk 1916 yılından 1919 yılına kadar sürmüştür. Bu aşk, Yahya Kemal’in pek çok şiirine konu olmuştur. Celile Hanım bir mektubunda Yahya Kemal’e şu şekilde hitap eder:

“Bugün Pazar belki gelirsin diye üç vapurunu pencerede bekledim. Gelmedin mahzun oldum. Verdiğin konferansa gelmedim, kalabalıktır memnun olmazsın diye, fakat hep aklım sende idi. Çok çok göreceğim geldi. Beni niye aramadın. Sana gücendim canımın içi, pek göreceğim geldi. Ben o günden beri yani salı gününden beri evdeyim, dikiş dikiyorum. Evimiz için çalışıyorum. Sen ne yapıyorsun benim artık tahammüle sabra mecalim kalmadı. Nikâh için annem seni görmek istiyor. Bir kere nikâh olsa bize misafir gelirsin, oturur konuşuruz. Odamız sıcacık, soğuklar oldukça hep seni düşünüyorum. Sana arzu ettiğin gibi ne zaman yuva yapacağım. Canımın içi pek göreceğim geldi hemen gel. Binlerce güzel gözlerinden öperim. Karıcığın Celile”

Celile Hanım bu mektuba karşılık olarak Yahya Kemal’den ayrılık mektubu alır. Ayrılık mektubundan sonra Celile Hanım önce Ada’dan daha sonra ise İstanbul’dan gider. Yahya Kemal ise büyük aşkının Ada’dan gemiyle uzaklaşması esnasında çaresizliğini mısralara şu şekilde döker:

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Bu ünlü şiirin hikâyesi budur. Konusu ölümdür fakat bu ölüm, bedenin değil ruhun, aşkın ölümüdür. Bu şiir, Yahya Kemal’in lirik ve alegorik şiirlerinden biridir. Yahya Kemal, Sessiz Gemi şiirinde ruhun sonsuzluğa doğru sessizce gidişini dile getirmeye çalışır. Şiir, baştan sona bir sembol âlemidir.

İY

İrem Yıldız

@iremyildiz

Discussion

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.