Hüseyin Rahmi- Efsuncu Baba ve Günümüz
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ı anlamak.

Gürpınar Efsuncu Baba romanıyla toplumun aynası olmuştur.
Türkiye’nin toplumsal yapısı, batıl inançlar, sözde hocalar, büyücülük, define avları, din, kitabın içerisinde nükteli bir şekilde işlenmiştir.
Agop ve Lahur adlı iki ermeni gencin hayatlarına Efsuncu Baba( Ebufazl Enveri) girmesiyle birlikte kendilerini macera içerisinde buluyor.
Ebufazl Enveri büyücülük, tılsım yıldızname, fal, simya define ve maden işleri gibi işlerle uğraşan bir insandır. Bulduğu kitaplardaki define haritalarını çözmeye çalışır. define bulmak için gittiği eski bir su sarnıcında bu iki delikanlıyla yolları kesişir. Ermeni gençleri kitapta adı geçen Mahur ve Lahur melekleri sanan Ebufazl Enveri ve gençlerin büyük ve ders verici nitelikteki macerası başlar.
Gürpınar kitabı günümüzde hala geçerliliğini korumaya devam eden, her şeyin özeti niteliğindeki yazısıyla bitirir:
Hemen her yerde ve hele ilim ve irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür. En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldanıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. U suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz… aldanıp da aldatmayanlar … işte aç kalan güruh bu zavallılardır.
Hakikatin büyüklüğünü tanıyıp da onunla dost olamayanla, o kılığa bürünmüş yalanlarla oyalanırlar. Ahlak adet ve geleneklerimiz hayallere o kadar geniş bir alan ayırmıştır ki hakikat ona en fazla muhtaç olanların gözlerinde bile daima değersiz ve cazibesiz kalır. Dolayısıyla ilim irfan çoraklığı içerisinde kavrulan memleketlerde değil, fen ve bilgide en ileri giden milletler arasında bile bugün bakıcılık, büyücülük, efsuncuuk pozitif bilimlerden daha fazla revaçtadır.
Ebufazl enveri gibi bu çağda mucizeler arayan bir kaba sofuyu ikna için ona kuyu dibinde bir cennet bahçesi göstermekten başka çare yoktu. Nurullah Hasip böyle hareket etti. Mevlüde’yle evlenmeyi başardı.
Her insanı hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar.
Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.
Bu dünya henüz büyük komik Moliere çağından üç adım ileri gitmedi. Daima üstadın ebedi komedyaları tekrarlanıp duruyor. Yalnız sahnenin dekorları değişti. Tarzlar başkalaştı. İnsanın mayası hep o maya… kötüler daha kurnazlaştı. Birbirine zarar verme ilerledi. Fenalık büyüdü.(kısaltılarak yazılmıştır)
24Kasım, Heybeliada