Film ve Dizi

Before We Go (Gece Bitmeden) İzlemeli miyim? #20

Anonim
23 Oca 2020
2 min read

Yanımızdan koşarak geçip giden kaç insanla sahiden göz göze gelebiliyoruz? Kaçının hayatına ufakta olsa bir dokunuş yapabiliyoruz?

Yanımızdan koşarak geçip giden kaç insanla sahiden göz göze gelebiliyoruz? Kaçının hayatına ufakta olsa bir dokunuş yapabiliyoruz? Hatta kaçıyla tanışma fırsatımız oluyor? Kader dediğimiz o görünmez ağ, doğru zamanda en doğru yerde olmamız ve yere düşen bir telefonu, telaşlı sahibine geri vermemiz için elinden geleni yapıyordur, kim bilir? Belki de bu hayatımızda ilk defa yanımızdan geçip gidecek olan insanla sahiden göz göze gelebileceğimiz o eşsiz anlardan bir tanesidir.

Nick her şeyden habersiz bir şekilde trompetini çalarken bir çarpma sesi duyar. Brooke’un trene yetişmeye çalışırken telefonunu düşürmesinin ikisinin de hayatını tümden değiştirebileceği ihtimali ne Nick’in ne de Brooke’un aklının ucundan dahi geçmez. İnsanın hayatını değiştirecek anlar, işte bu küçük anlarda gizlidir. Ve hikâyemiz bu noktadan sonra hiç umulmadık bir şekilde gelişmeye başlar.

Hem yönetmenliğini yapan hem de Nick rolü ile karşımıza çıkan Chris Evans’a Alice Eve,Brooke rolü ile eşlik ediyor. Çantasını çaldıran, aynı zamanda telefonunu da kırmış olan Brooke, bir sonraki trene kadar ne yapacağını düşünürken, Nick ile Manhattan sokaklarında yeni bir maceraya atılıyor‘Küçük bir maceraya atılmaya var mısın?’

Nick’in Brooke’a sorduğu bu soru adeta seyircinin de kendi kendine cevap vermek isteyeceği bir soru niteliğinde. Hangimiz bir maceraya hayır deriz ki, değil mi?

Olaylara bakış açımız zamanın da işleyişini değiştirebilecek güce sahiptir. En mutlu olduğumuz anlarda zaman hızla akarken, korktuğumuz ya da gergin olduğumuz vakitler en yavaş geçen anlardır. Oysaki bazı anlar vardır ki en talihsiz olduğumuzu düşündüğümüz an aslında kaderimizin değişeceği ve zamanın durmasını isteyeceğimiz andır. Bir gecenin, nasıl dolu dolu geçen bir ömre bedel olduğunu iliklerimize kadar hissedeceğimiz bu filmde, bir taraftan güneşin doğmamasını isterken, bir taraftan ise filmin sonunda neler olacağını dört gözle bekleyeceğiz.

O gece saatler 1.30’u gösterirken kaçan trenin ardından Brooke’un tek istediği bir an önce evine geri dönmekti. Nick’in ise geçmişindeki soru işaretleri ile boğuşurken tek düşünebildiği, filmin başında arkadaşının göndermiş olduğu mesajdaki yere gidip gitmemekti.

Bazen ne yapmamız gerektiğini bilemediğimiz anlar olur. Evrenle aynı dili konuşamadığımız için ondan bize bir işaret vermesini isteriz.

Peki bu işareti görebilecek cesaretimiz var mıdır?

Belki de bu film sizin dikkatinizi çekmiş olan ‘yere düşen telefondur’.

Kim bilir ?

A

Anonim

Bu kullanıcı kaldırıldı.

Discussion (4)

Giriş Yap Yorum yapmak için giriş yapın.

  • LE

    Legacy Guest@legacy-guest · 23 Oca 2020

    [Legacy: Feyza Mercan] Öncelikle medeni cesaretinizi kutluyorum. Tebrik ederim, bu film benim merak ettiğim ve izlemek istediğim bir filmdi, yeterince bilgi aldım sanırım. Fakat birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Bu konularla ilgili bir insan olduğunuz belli oluyor, fakat yazım hatalarınız ve anlam bozukluklarınız okuyanın gözüne çok fazla batıyor. Bazı cümlelerde ne denilmeye çalıştığı anlaşılamıyor. Basit yazım hataları gözünüzden kaçmış durumda, bazıları cümlelerin anlamlarını o kadar bozuyor ki hataların ön planda olması kaçınılmaz. İlerideki yazılarınızda (eğer olursa) yazım hatalarını düzeltebilirseniz, yazınızın içeriği hakkında yorum yapabilir hale geleceğiz. Genel olarak acemi bir kalem tarafından yazılsa da filmin sinopsisini anlatan bir yazı olmuş. Tekrar tebrikler.

  • LE

    Legacy Guest@legacy-guest · 31 Oca 2020

    [Legacy: Burak] Selamlar ve saygılar, Yazıyı ilk okuduğumda normal bir film tanıtımı gözüyle okumuş, fazla zaman harcamadan içeriğe odaklanmıştım. Filme özel bir ilgim yoktu, ancak yazıyı yine de okudum. Buraya kadar hersey güzel, lakin yapılan bir yorum moralimi oldukça bozdu. Geçmişten günümüze birçok yersiz eleştiri örneği görmüştüm, burada da böyle bir vaka ile karşılaşmak beni üzdü. Bir okur, okur kısmını özellikle vurgulamak istiyorum, kendisini tanıtma nezaketini de atlayarak, tavsiye adı altında ders verme girişiminde bulunmuş. Kendisini tanımadığımız için temel düzeyde bir okur olarak görmekten başka bir yaklaşımda bulunmamızı beklemek yersiz olacaktır. Bu yorumlayan arkadaşımıza bir eleştiri değil, kendisine ait elimizdeki bir ipucudur. Uslubundaki ukalalık görmezden gelinecek olsa dahi cüretkar tavrı oldukça dikkat çekici. Durum karşısında ister istemez kendimi yazarın yerine koydum, empati yaptım. Bu yorumu yapmamın temel nedeninde bu empatiyi görebiliriz. Aklıma takılan ilk soru bu eleştirinin başarıya karşı bir kıskançlık mı yoksa gerçekten boş bir yorum mu olduğu olsa da bunu değerlendirmenin ötesinde yazar bu yorumu yapan okuru yazarlık konusunda tecrübeli bir okur olarak görüp dikkate alırsa, neler hisseder düşünmeden edemiyorum. Pek çok örnekle sabittir ki, insanlık tarihinde her zaman güzel şeyler ona sahip olmayanlar veya olamayanlar tarafından taşlanmıştır. Ancak şu da bir gerçektir ki, güzel olan dik durdukça atılan taşlar sahibine dönmüş, fesatlık daima zarar görmüştür. Bu durumda elinde taş olan arkadaşımı tekrar saygıyla selamlıyor, durumunun farkına varmasını temenni ediyorum. İlerideki yorumları (eğer olursa) için kendisine yapıcı olmanın daha faydalı olacağını hatırlatmak isterim. Yazara not: Sevgili kardeşim, burada seni savunduğum için senden özür diliyorum, umarım seni zor bir durumda bırakmamışımdır. Diğer arkadaşın aksine yazına yorum yapmadan önce profilini inceledim. Tahmin ediyorum ki okuduğun bölüm ve anadil seviyesinde ingilizce diline hakim olman seni birtakım anlatımsal bozukluklara sürüklemiş. Bunlar ilk yazın için kritik zorluklar olmayacaktır elbet, ancak ilerleyen yazılarında bu durumu göz önünde bulundurman biz okurlarını memnun edecektir. Yeni yazılarında başarılar dilerim.

  • LE

    Legacy Guest@legacy-guest · 31 Oca 2020

    [Legacy: Burak] Selamlar ve saygılar, Yazıyı ilk okuduğumda normal bir film tanıtımı gözüyle okumuş, fazla zaman harcamadan içeriğe odaklanmıştım. Filme özel bir ilgim yoktu, ancak yazıyı yine de okudum. Buraya kadar hersey güzel, lakin yapılan bir yorum moralimi oldukça bozdu. Geçmişten günümüze birçok yersiz eleştiri örneği görmüştüm, burada da böyle bir vaka ile karşılaşmak beni üzdü. Bir okur, okur kısmını özellikle vurgulamak istiyorum, kendisini tanıtma nezaketini de atlayarak, tavsiye adı altında ders verme girişiminde bulunmuş. Kendisini tanımadığımız için temel düzeyde bir okur olarak görmekten başka bir yaklaşımda bulunmamızı beklemek yersiz olacaktır. Bu yorumlayan arkadaşımıza bir eleştiri değil, kendisine ait elimizdeki bir ipucudur. Uslubundaki ukalalık görmezden gelinecek olsa dahi cüretkar tavrı oldukça dikkat çekici. Durum karşısında ister istemez kendimi yazarın yerine koydum, empati yaptım. Bu yorumu yapmamın temel nedeninde bu empatiyi görebiliriz. Aklıma takılan ilk soru bu eleştirinin başarıya karşı bir kıskançlık mı yoksa gerçekten boş bir yorum mu olduğu olsa da bunu değerlendirmenin ötesinde yazar bu yorumu yapan okuru yazarlık konusunda tecrübeli bir okur olarak görüp dikkate alırsa, neler hisseder düşünmeden edemiyorum. Pek çok örnekle sabittir ki, insanlık tarihinde her zaman güzel şeyler ona sahip olmayanlar veya olamayanlar tarafından taşlanmıştır. Ancak şu da bir gerçektir ki, güzel olan dik durdukça atılan taşlar sahibine dönmüş, fesatlık daima zarar görmüştür. Bu durumda elinde taş olan arkadaşımı tekrar saygıyla selamlıyor, durumunun farkına varmasını temenni ediyorum. İlerideki yorumları (eğer olursa) için kendisine yapıcı olmanın daha faydalı olacağını hatırlatmak isterim. Yazara not: Sevgili kardeşim, burada seni savunduğum için senden özür diliyorum, umarım seni zor bir durumda bırakmamışımdır. Diğer arkadaşın aksine yazına yorum yapmadan önce profilini inceledim. Tahmin ediyorum ki okuduğun bölüm ve anadil seviyesinde ingilizce diline hakim olman seni birtakım anlatımsal bozukluklara sürüklemiş. Bunlar ilk yazın için kritik zorluklar olmayacaktır elbet ancak ilerleyen yazılarında bu durumu göz önünde bulundurman biz okurlarını memnun edecektir. Yeni yazılarında başarılar dilerim.

  • LE

    Legacy Guest@legacy-guest · 31 Oca 2020

    [Legacy: Yağmur Taşdemir] Merhabalar, Öncelikle yazınızı okurken ne denli keyif aldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Blog'da paylaşmış olduğunuz ilk yazı olmasına rağmen, gerek üslubunuz gerekse anlatım tarzınız oldukça etkileyici. Elbette eleştiri her zaman olumlu yönde olmayacaktır ancak yapılan eleştirinin yapıcı olması açısından hataların detaylı olarak belirtilmesi de oldukça önemlidir (örneğin anlaşımı güçleştirmiş olan yazım hatasının ve anlam bozukluklarının tam olarak neyden kaynaklandığı vs.). Blog editörlerinden biri olarak yazınızda göze batan herhangi bir hata tespit etmemiş olup anlaşımı zorlaştıran bir dil kullandığınızı da düşünmemekteyim. Üstelik yazıyı ilk okuduğum zaman "acemi bir kalemden" ziyade oldukça güçlü bir anlatıma sahip "usta bir kalemin" ellerinden çıkmış olduğunu düşündüm. Kaleminize sağlık, başarılarınızın devamını dilerim. Esen kalın.